Cuma, 9 Ocak 2009
Beni Hatırla
Åžifremi Unuttum
|
Yeni Üyelik
FIFA Ana Sayfa
Haberler
Dosyalar
Forumlar
PES-WE Ana Sayfa
Haberler
Dosyalar
Forumlar
FM-CM Ana Sayfa
Haberler
Dosyalar
Forumlar
LİG Ana Sayfa
Haberler
Chat
Meydan Oku!
Etkinlikler / Turnuvalar
Oynanan Maçlar
Oynanan Tüm Maçlar
Klan Maçları
Ladder Sıralaması
Oyuncu Ladder Sıralaması
Klan Ladder Sıralaması
Oyuncu Listesi
Klanlar
Tüm Klanlar
Klanlar Arasındaki Maçlar
Maçlarım
Takımım
Kurallar
SPOR Ana Sayfa
Haberler
Forumlar
DOSYALAR Ana Sayfa
Dosya Gönder
FIFA 08
FIFA 07
PES 2008
PES 6
PES 5
FM 2008
FM 2007
FM 2006
FORUM Ana Sayfa
Futbol Simülasyon Oyunları
FIFA 09 Forum
FIFA 08 Forum
FIFA 07 Forum
UEFA CL 2006-2007 Forum
PES 2009 Forum
PES 2008 Forum
PES 6 Forum
PES 5 Forum
WE 10 Forum
DiÄŸer Oyunlar
Futbol Menejerlik Oyunları
DiÄŸer Oyunlar
Turnuva Etkinlikleri
Spor Dünyası
Teknoloji
Kültür ve Sanat
DiÄŸer Konular
SCN.FORUM
»
Kültür ve Sanat
»
Televizyon, Sinema, Müzik, Edebiyat
»
Müzik
Biyografiler
Beni Hat?rla
Yeni Üyelik
Yard?m
Bugünkü Mesajlar
Arama
Forumlarda Ara
Geli?mi? Arama
Google ile Ara
Web
SoccerCenter.Net
H?zl? Ula??m
H?zl? Ula??m
Bugünkü Mesajlar
Uygulamalar
Online Ziyaretçiler
Reklam
Sayfa Düzeni 1/3:
1
2
3
Bu Konuyu İzlemeye Al
14.05.2006, 20:26
#1
Cambaz
Kayıtlı Üye
Kayıt Tarihi: 28-07-2005
YaÅŸ: 18
Mesajlar: 1754
Takımı:
Biyografiler
Şarkıcılarımızın,aktörlermizin,favori grup ve şarkıcılarımızın biyografilerini bu alanda paylaşalım.Bir laf vardır bilenlenler bilmeyenlere anlatsın diye,onu gerçekleştirelim.
Ben başlıyayım başka bi konuda da vermiştim yine vereyim;
Placebo
Ünlü Placebo grubu; vokal, gitar ve basta Amerikalı Brian Molko, bateri, perküsyon ve dijeriduda İngiliz Steve Hewitt, bas, akustik, elektro gitar ve piyanoda İsveçli Stefan Olsdal’dan oluşuyor.
Grup için her şey 1980 yılında başladı... İkisi de 8 yaşlarında olan Brian ve Stefan, Lüksemburg’da Amerikalı çocukların gittiği bir okulda eğitim görüyorlardı. Brian, o yaşlarında istediği arkadaşlıkları kuramamış ve çocukluğunun uzun bir dönemini bu anlamda yalnız geçirmişti. En büyük hayali sağlam dostlar edinip Londra’ya gitmekti...
Yıllar sonra okul bittiğinde, Brian ve Stefan Londra’ya taşındı. Ancak aralarında herhangi bir arkadaşlık ilişkisi yoktu. 1994 yılında bir gün, Manş Tüneli’nin çıkışında karşılaştılar ve uzun süre sohbet ettiler. O günün akşamında Brian’ın evinde müzik yapmaya karar vermeleri, Placebo için atılan ilk adımdı belki de... Stefan, Brian’ın gitar çalışına ve vokaltarzına hayran kalmıştı. İki genç, müzik grubu kurma planları yapmaya başlamış, tek eksiklerinin iyi bir baterist olduğuna karar vermişlerdi.
Daha önce Stefan ile birlikte çalışan ve perküsyon okumak için Londra’da bulunan İsviçre asıllı Robert Schultzberg’i de aralarına alarak "Ashtray Heart" adlı bir grup kurdular. Brian, grubun kurulmasından önce tiyatro okuyordu. Daha sonra fikrini değiştirerek müzik yapmaya ve tüm çalışmalarını gruba yoğunlaştırmaya karar verdi. Kısa süre içinde topluluk, kimlik değişikliğine gitti ve bugün tüm dünyanın tanıdığı o büyülü isme karar verildi: "Placebo".
(Placebo, bir tıp terimi... Bazı hastalar etkisiz bile olsa bazı ilaçların faydası olacağına inanırlar. Bunlar hastanın ikna edilemediği durumlarda onu rahatlatmak için verilen orjinal görünümde sahte ilaçlardır. İşte bu ilaçlara placebo adı veriliyor. Ayrıca placebo, Latince’de "mutlu edeceğiz" anlamına da geliyor. Peki grubun, müzikseverleri tam anlamıyla mutlu edip etmediğini merak ediyor musunuz? Devam edin!)
Önceleri art rock’tan başlayan tarzları, sonradan punk ve new wave’e kaymaya başladı. Brian Molko’nun dikkat çeken dış görünümü de, müziklerinin yanısıra imajlarıyla da dikkat çekeceklerinin göstergesi gibiydi. Fierce Panda Kayıt Şirketi tarafından 1995’te yayınlanan single "Bruise Pristine" ile, müzikseverlere ilk çalışmalarını sunmanın mutluluğunu yaşadılar. "Bruise Pristine", Michael Stipe, Bono, David Bowie, Marilyn Manson gibi önemli isimlerin dikkatini çekti. Bu durum, topluluğun büyük şirketlerle anlaşma yolunu açtı. Deceptive Kayıt Şirketi etiketini taşıyan ve grupla aynı ismi taşıyan 1996 çıkışlı "Placebo" albümü, ilk ticari başarıları oldu. Tabii bunda, ünlü yapımcı Brad Wood’un da payı büyüktü...
Katıldıkları ilk büyük organizasyon, David Bowie’nin 50. doğumgününde sergiledikleri canlı performanstı... Konserin ardından albüm satışları arttı ve turneler birbirini izledi. "Nancy Boy" adlı single çalışması, İngiltere listelerinde 4 numaraya kadar yükselmiş, Brian Molko’nun marjinal görünümü, dergi kapaklarına yansımaya başlamıştı.
Bir süre sonra Brian ve Stefan ikilisi ile Robert arasında bazı anlaşmazlıklar çıktı. Bu durumun gerektirdiği yeni baterist arayışı, Breed isimli toplulukta çalan ve Molko’nun büyük hayranlık duyduğu Steve Hewitt’in teklifi kabul etmesiyle son buldu. Steve ile kaydettikleri "Without You I’m Nothing" albümü, 1998 yılında raflardaki yerini aldı. Albümden çıkan "Pure Morning" ve "You Don’t Care About Us" adlı çalışmalar, İngiltere listelerinin zirvesini uzun süre meşgul etti. Brian Molko, şarkı yazma konusundaki yeteneğini geliştirmiş, grubun başarılarının yanında kişisel olarak da büyük ilerleme kaydetmişti.
Placebo, Michael Stipe tarafından yapılan "Velvet Goldmine" filminin birkaç sahnesinde yer aldı. Bu film, öncülüğünü Mark Bolan’ın yaptığı ve David Bowietarafından uzun süre geçerliliğini korumuş olan glam rock tarzının çıkışı üzerine yapılmıştı. Son yıllarda çıkmış en iyi glam imaja sahip olan Placebo, bu film için gerçekten çok iyi bir seçimdi.
Bu arada David Bowie ile olan bağları kopmadı. 1999’da İngiltere’nin en önemli müzik ödüllerinden biri olan Brit Awards’un töreninde aynı sahnede Trex’in "20th Century Boy"unu yorumladılar.
O yılın yazında "Without You I’m Nothing"in yeni versiyonunu kaydettiler. 2000 yılının ortalarında ise "Black Market Music" adlı albümleri, dünyaca ünlü Virgin Kayıt Şirketi etiketiyle piyasaya çıktı. Bu albümdeki "Taste In Men", hem müziği, hem de sözleriyle şimşekleri üzerine çekti. Fakat bu tepkiler, Avrupa’dan Rusya’ya uzanan bir turnenin başarılı geçmesine engel olamadı. Hatta turnenin bir ayağı da Türkiye’deydi... Topluluk, ülkemizde de büyük ilgi gördü.
Resmi sitesi:
http://www.placeboworld.co.uk/
________________________
Tonight your soul sleeps, but one day you will feel real pain!
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklam Bildirimi
Reklam
Advertisement
15.05.2006, 20:43
#2
.ArThuR.
Kayıtlı Üye
Kayıt Tarihi: 25-01-2005
YaÅŸ: 24
Mesajlar: 2203
Takımı: BeşiktaşJK
Cevap: Biyografiler
iyi bir fikir
Ben ilk aşkımı tanıştıriyim
Avril LAVIGNE
27 Eylül 1984 yılında doğan ve genç yaşına rağmen girdiği müzik piyasasında sıkı bir çıkış yapan Avril, yaşının sıkıntılarını yansıttığı şarkı sözleri, değişik güzel sesi, boynundan eksik etmediği kravatı, kısa paçalı pantolonları ve çizgili çoraplarıyla kendine özel bir tarzı olan genç bir punk-rock’çı... Avril Lavigne, Kanada'nın küçük bir kasabasında, bir ev hanımının ve telefon firmasında çalışan bir babanın ortanca kızı olarak dünyaya gelmiş. Annesinin "her zaman ilgi odağı olmak isteyen bir çocuktu" diyerek özetlediği okul öncesi döneminde; yatağının üzerini sahne olarak hayal eden, çevresinde binlerce izleyeni varmışçasına havaya girip şarkılar söyleyen, zıplayarak konserler veren bu şirin genç kız, müzik dünyasına gerçek anlamda ilk adımını kilisede söylediği şarkılarla attı.
Avril, şarkı yazmaya, ilk gitarını aldığı gün başlamış. Sonra da bir radyonun düzenlediği yarışmayı kazanarak Ontario'ya gitmeye ve efsane isim Shania Twain ile yan yana şarkı söylemeye hak kazanmış. Bir süre sonra çıktığı New York seyahatinde, sesi ve yeteneğiyle yapımcı Antonio Reid'in dikkatini çekip, Arista Kayıt Şirketi'yle bir albüm anlaşması yapmış ve sıkça MTV’ye çıkan bir gençlik ikonu haline gelmesi çok uzun sürmemiş.
Resimleri için tıklayın==>
http://www.skins.be/celebrity/avril-lavigne/
________________________
▌
BeÅŸikt
AÅžK
▌
>>>DEV BEŞİKTAŞ ARŞİVİNE GİRİŞ<<<
HaYaTı SiYaH - BeYaZ üZeRiNe KuRmaK ne deMek,SiZ biLir MiSiNiZ?
PaRdoN aMa Siz 'BEŞİKTAŞlıyım!deMek NaSıL Bi' duYguDur,guRuRdur biLiR MisiNiz?
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
16.05.2006, 21:58
#3
TheMaNqLeR
Kapalı Hesap
Kayıt Tarihi: 17-08-2005
YaÅŸ: 17
Mesajlar: 1357
Takımı: Beşiktaş
Cevap: Biyografiler
Tarkan Tevetoğlu altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak 17 Ekim 1972'de Almanya'nın Frankfurt kenti yakınlarındaki Alzey'de dünyaya geldi. Ailesiyle birlikte 1986'da Türkiye'ye kesin dönüş yaptı. Tarkan ortaokula yıllarında aynı zamanda Karamürsel Musiki Cemiyeti'nde nota, solfej ve şan dersleri de almaya başladı.Okul müdürünün izniyle toplantıların ve yardım gecelerinin vazgeçilmez yıldızı oldu. Bu arada müzikten ufak ufak para kazanmaya da başladı. Kendine Çınarcık'ın çay bahçelerinde konkenci ev hamınlarından oluşan bir kitle edindi ve harçlığını çıkarmayı başardı.
Karamürsel'deki en yakın arkadaşı Alpay Aydın, Tarkan'ı razı etti ve müzik piyasasının kalbi İMÇ'de İstanbul Plak'ın ortaklarından Mehmet Söğütoğlu ile tanıştırdı. Tarkan için öyle hit parçalar satın alınmadı. Tarkan'ın bestesini yaptığı, Alpay'ın sözlerini yazdığı şarkılarla beraber sekiz ay içerisinde 15 parça hazırladılar ve Aralık 1992'de piyasaya çıkan "Yine Sensiz" adlı ilk albümü, özellikle "Kıl Oldum Abi" adlı parçasıyla tutulup 700 bin adet sattı. İkinci albümü Mayıs 1994'te çıktı. Sezen Aksu destekli "A acayipsin" adlı çalışması ile popülaritesini artırdı.
Yeni menajeri Ahmet San ve Ahmet Ertegün'le 1995'de Atlantik Records'un New York'taki merkezinde buluştu ve bir sözleşme imzaladı. Basına da Tarkan'ın İngilizce bir albüm hazırlayacağı duyuruldu. Daha sonra menajeri ile aralarının bozulması sonucunda Tarkan Amerika'ya veda etmek zorunda kaldı. Üçüncü albüm "Ölürüm Sana" Temmuz 1997'de yayınlandı ve sadece Türkiye'de üç milyon kopya sattı. Albümün çıkışından hemen sonra Londra, Paris, Berlin gibi merkezlerde rahatça doldurabildiği konserler verdi. Dünyanın en büyük firmalarından Polygram, "Ölürüm Sana"nın hit parçası "Şımarık"ın single'ını piyasaya sürdü ve sonuç almakta gecikmedi. "Şımarık" Fransa müzik listelerinde üç, Belçika müzik listelerinde bir numaraya kadar yükseldi. Tarkan'ın bu yükselişi, Polygram'ın "Ölürüm Sana" ve "A acayipsin" albümlerindeki parçalardan oluşan "Tarkan" adlı bir toplama albüm yayınlamasını sağladı.
Tarkan Fransa müzik piyasasında iş yapan Rai'cilerden kesin olarak ayrıldı. Norveç'ten Portekiz'e, Çek Cumhuriyeti'nden Rusya'ya kadar birçok ülkede tanınan, Güney Amerika ve Kuzey Afrika ülkeleriyle bağlantıya geçmeye hazırlanan uluslararası Türkiye adına tek yıldız oldu. Avrupa basınında artık "Türk tatlısı", "Boğaz'ın yakışıklısı" gibi başlıklarla anıldı. 1999 Word Music Awards'tan "Yılın En Çok Satan Ortadoğulu Şarkıcısı Ödülü'nü aldı.
Tarkan, 14 Ocak 2000'de 17 Ağustos depremzedeleri yararına bir konser vermek ve 15 Ocak'ta bedelli askerlik yapmak amacıyla birliğine teslim olmak üzere Türkiye'ye döndü. 2001'in son aylarında ise yine listeleri allak bullak eden Kuzu Kuzu albünü çıkarttı. Bu kasetteki bütün besteler Tarkan Tevetoğlu'nun kendisine aitti.
Tarkan son olarak 2003 yılının Haziran ayında çıkardığı "Dudu" adlı albümünü sevenlerinin beğenisine sundu.
________________________
.. I JuSt WaNNa LivE ..
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
16.05.2006, 21:59
#4
TheMaNqLeR
Kapalı Hesap
Kayıt Tarihi: 17-08-2005
YaÅŸ: 17
Mesajlar: 1357
Takımı: Beşiktaş
Cevap: Biyografiler
Orhan Gencebay (1944 - .... )
--------------------------------------------------------------------------------
4 Ağustos 1944 yılında Samsun�da doğan Gencebay, müzik hayatına altı yaşında iken klasik bati müzikçisi Emin Tarakçı Hoca'dan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. Bir sene sonra yedi yaşında iken, kemandan sonra bağlama ile tanıştı. 12 yaşına geldiğinde ise diğer enstrümanlarla beraber tamburu da başarılı bir şekilde çalıyordu artık. Konservatuar sınavlarına giren sanatçı, sınavları kazandı ancak fazla devam etmedi ve ayrıldı.
Ardından 20 yaşında, Ankara�ya gelerek Ankara Radyosu sınavlarına da girdi ve bu sınavları da kazandı. Fakat bu sınavdan sonra usulsüzlük yapıldı diye radyodan ayrıldı. İki yıl sonra İstanbul Radyosu'nun sınavlarına girdi ve bu sınavları da kazandı. 10 ay TRT'deki görevine devam etti ve kendi isteğiyle ayrıldı.
TRT'den ayrıldıktan sonra babasının da işlerinin bozulması üzerine yeniden Samsun'a dönen Gencebay, çalışmalarını bu kez İstanbul Plakçılar Çarşısı�nda yoğunlaştırdı. Söz yazarı, besteci, yorumcu, bağlama sanatçısı olarak zirveye doğru uzanan basamakları bir bir çıkmaya başladı. Başarılı sanatçı henüz şarkıcı olarak tanınmadan önce de bir çok bestesiyle şöhret oldu. "Sevemedim Kara Gözlüm ", "Koca Dünya", "Sabır Taşı" adlı besteleri, besteci Orhan Gencebay'ın tanınmasına yetmişti. Hatta "Sevemedim Kar Gözlüm " adlı bestesi rekor kırdı ve 45 sanatçı tarafından plak yapıldı.
Gencebay, ses sanatçısı olarak adını ilk kez "Başa Gelen Çekilirmiş" adlı 45'lik plağı ile duyurdu ve hemen ardından "Derdim Dünyadan Büyük" adlı plağı geldi. 1969 yılında "Bir Teselli Ver"'in satışını katlayarak kırdığı rekor nedeniyle çalıştığı plak şirketi tarafından "Altın Taç" ile ödüllendirildi. 1978 yılında yaptığı "Yarabbim" adlı plağı yurt içinde ve dışında yaptığı satışlarla rekor kırdı.
1971 yılında İstanbul Plak'a ortak oldu ve ilk plaklarının büyük çoğunluğu bu firmadan çıktı. Sanatçı, daha sonra Yaşar Kekeva ile ortak olarak Kervan Plak şirketini kurdu ve kardeşi Burhan Gencebay ile birlikte çalışmalarını burada sürdürmeye başladı. Yaşar Kekeva, Kervan Plak'tan ayrılıp kendi adını verdiği plak şirketini kurunca, Orhan Gencebay çalışmalarını kardeşinin ortaklığıyla Kervan Plak�ta sürdürmeye başladı.
1000�e yakın bestesi bulunan ve 400�ünü kendi sesiyle seslendiren sanatçı, 35 tane Yeşilçam filminde rol aldı. Orhan Gencebay'ın ilk evliliğini yaptığı Azize Gencebay'dan Altan adında bir oğlu dünyaya geldi. Ancak daha sonra Azize Gencebay�dan boşanan sanatçı, 1974 yılından beri Sevim Emre'yle birlikte hayatını sürdürüyor.
________________________
.. I JuSt WaNNa LivE ..
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
19.05.2006, 13:23
#5
Passenger
Haber Editörü
Kayıt Tarihi: 09-01-2006
YaÅŸ: 17
Mesajlar: 9253
Takımı: Fenerbahçe
Cevap: Biyografiler
LıNKıN PaRK
Linkin Park,
1990 - 1991 yılları arasında Mike ve Brad tarafından ortaya yavaş yavaş çıkıyor. Sonra Joe, Rob ve en sonunda Phoenix'in katılımıyla ilk halini alıyor. Kendilerine başta isim olarak Xero'yu uygun görüyorlar. Grup kendi hallerinde veya arkadaş partileri gibi yerlerinde çalıyor. Herkes bu metal-rap karışımı müziğe hayran kalıyor. Fakat plak şirketleri henüz hiçbir şeyin farkında değil...1996 yılında By Myself ve Esaul (Place For My Head'in ilk hali) adlı iki şarkının olduğu bir demo hazırlayıp plak şirketlerine yolluyorlar. Fakat bu şarkılar hiçbir şirketin ilgisini çekmiyor. Grubun ismi Hybrid Theory olarak değişiyor. Phoenix büyük bir hata yapıp gruptan ayrılıyor. Vokalist arayışı şanslı bir seçimle son buluyor. Chester gruba dahil oluyor, beraber provalar başlıyor ve Chaz'inde katılımıyla grup son halini almaya başlıyor. Bu sırada Chaz evlidir, ancak eşini bile kısa bir süre Arizona'da bırakıp Los Angeles'a taşınır. Bunlar olurken kısa bir süre Mike'ı bir korku sarar. Chaz yüzünden geri planda kalacağını düşünmektedir. Ancak öyle olmaz, aksine çok iyi anlaşıp kolayca kaynaşırlar. Mike'ın artık bir lirik arkadaşı vardır. 1998'de iki demo kaydedilir. Bu demolar plak şirketlerinden daha çok underground piyasaya dağıtılır. Sokaktaki adam bu müziğe hayran kalmış, plak şirketleri ise müziği saçma bulmaya devam etme konusundaki ısrarlarını sürdürmüşlerdir. Biri hariç: Warner Bros. Grup, isim değiştirerek son halini alır. Artık herkes onlarıLinkin Parkadıyla tanıyacaktır...Grup 1999'da stüdyoya kapandı ve albüm çalışmaları yeniden başladı. Birbirinden kaliteli 12 parça hazırladılar. Bunların kimisi (;One Step Closer, Cure From The Itch veA Place For My Head) demolar için hazırladıkları eski parçalarıydı. Albümün ismini, grubun eski adı olan Hybrid Theory olarak belirlediler.Mike'ın çizdiği ve albümün kapağını oluşturan kelebek kanatlı bayrak taşıyan asker,
Linkin Park'ın sembolü oldu. Ve albüm 24 Ekim'de piyasaya çıktı. Aynı anda çıkış parçası olan One Step Closer;ın klibi televizyonlarda dönmeye başladı. Şarkı o kadar beğenildi ki radayolarda saat başı çalınmaya başlandı, klibi günde defalarca yayınlandı, albüm müthiş bir satış grafiği yakaladı. Sonra konserler, klipler, single çalışmaları ve film müzikleri derken grup bugünkü halini aldı.Artık bir efsane olma yolunda ilerliyorlar........
Linkin Park
Orijinal sound'ları ve imza attıkları birbirinden başarılı çalışmalarla Linkin Park, Nu-Metal adı verilen yeni müzik türünün ilk temsilcilerinden. Müziklerinde Rock, Rap ve Electronica gibi bir çok farklı sound'u başarıyla bir araya getiren Linkin Park'ın temelleri, 1996 yılında gitarist Brad Delson ve Mike Shinoda tarafından atılır. Kariyerlerine Xero adında bir grup kurarak başlayan ikili, zamanla vokalist Mark Wakefield , DJ Joseph Hahn , davulcu Rob Bourdon ve basçı Phoenix Farrell'ın da katılmasıyla kadrosunu güçlendirir. 4 şarkıdan oluşan bir demo çalışması ve Mark Wakefield'ın gruptan ayrılışın hemen ardından topluluk, isimlerini -ileride ilk albümlerine de ilham verecek olan- Hybrid Theory olarak değiştirir. Başlarda Los Angeles'ta çeşitli klüplerde boy gösteren topluluk, Phoenix Farrell'ın başka bir toplulukla turneye çıkmak üzere grubu terk etmesinin ardından, vokalist Chester Bennington'ı kadrolarına dahil eder. Bennington'un orijinal vokalleriyle güçlenen topluluk, 1999 yılında 6 şarkılık bir EP çalışmasına imza atar ve telif haklarından doğan çeşitli problemler nedeniyle, kendilerine yeni isim olarak Linkin Park'ı seçer. Phoenix'in sürpriz dönüşüyle birlikte Linkin Park, yepyeni bir demo çalışmasının ardından, kariyerlerinin belki de en önemli adımını atarak Warner müzik şirketiyle anlaşır. Ekim 2000'de Hybrid Theory adlı ilk albüm çalışmaları piyasaya sürülen Linkin Park, One Step Closer, Crawling , ve In The End gibi hit çalışmalarıyla adını kısa sürede duyurmayı başarır. Temmuz 2002'de ortaya çıkan Reanimation adlı albüm, hala yankıları süren Hybrid Theory'nin remix versiyonlarını içermektedir. 2003 yılının Mart ayında çıkardıkları Meteora adlı albümleri ve burada yer alan Somewhere I Belong , Numb ve Faint gibi hit'leriyle Linkin Park, dünya çapında hayran kitlesini genişletmeyi başarır.
Linkin Park
Nu Metal sonunda kendi boy band'ini yaratti ve adini LINKIN PARK koydu. Nu Metal'in babasi 1992 yili Rage'in ilk albumunden beri her turlu maymuna benzeyen (korn, limp bizkit, papa roach) gruplarin bir numara oldugunu gordukten sonra simdi ilk kez teenage eli yuzu duzgun gencler grup kurup kan kokan bir album yaptilar. Ve oyle bir album ki, listelerde hemen patlamadi, 2000 yilinin sonunda cikmasina ragmen cikardiklari her single ile daha bir zirveye yaklasip 2001'in sonlarina geldigimiz su gunlerde Amerikan listelerinde ilk 10'dan indirilemeyen bir demirbas oldu. Ve biliyor musunuz? Album NU METAL'in senelerdir cikardigi en iyi album!!
Grubun ozelligi 2 vokalistten olusuyor olmasi. Bunlardan Mike Shinoda rap olayina girmis, bi seyler geveliyor. Chester Bennington ise, bogurmek ile havlamak arasi psikopatca bagiriyor. Ve bunlarin ikisi bir araya geldigi zaman inanilmaz bir sentez oluyor. Bunun en guzel ornegi NU METAL'in Killing in the Name'den beri cikardigi en gaz sarki ONE STEP CLOSER! Mike biseyler gevelerken Chester ciglik cigliga havlayarak SHUT UP WHEN I'M TALKING TO YOU diye bagiriyor. Iki bucuk dakikalik bu sarki ile araba kullansaniz, katil olursunuz. Dinledikten sonra patronunuzun kafasini kirasiniz geliyor. Evet, o kadar iyi bir sarki.
Limp Bizkit ve Korn'dan Linkin Park'i daha iyi yapan bir diger ozellik Nine Inch Nails'i cok iyi calismis olmalari. Elektronik/Endustriyel muzigin etkileri ozellikle In the End ve Cure for the Itch muhtesem NIN sarkilari olabilirmis. HYBRID THEORY albumunde oyle ballad'mis, dans edilecek sarkiymis, Rolling'mis, Got the Life'mis, bunlar yok. Dedim ya, album kan kokuyor. Tamamen spor salonlari ya da dogus karsilasmalarinda calinmasi gereken bir album. Ama yanlis anlamayin, bu bir SLAYER gibi belli bir dinleyici kitlesinin bogurtu ile vokali agirt edebilecegi bir muzik degil. Aksine album INANILMAZ piyasa. Backstreet Boys eger Limp Bizkit ve TOOL ile duet yapsa, bu album ortaya cikardi!!
Grunge'a da yesil isik yakiyor album. Mesela CRAWLING asiri Alice in Chains'in NU METAL versiyonunu andiriyor. Simdiye kadar icinden One Step Closer, Crawling, Papercut ve ozellikle en yeni hitleri (ki su anda iki kitada da her yerde bangir bangir caliyor) IN THE END sarkilarini single olarak cikardilar, ama inanin HYBRID THEORY icinde bir o kadar daha potansiyel hit sarki var.
Bakin ONE STEP CLOSER icin New Musical Express ne demis?:
"One step closer... to their PAIN, of course, though what would you know with your situation comedies and your Craig David records. What would you know? You can't entertain Linkin Park with a robot dog and a couple of Bacardi breezers, you know."
Senenin en iyi rock albumu mu? Evet, HYBRID THEORY bu sene The Strokes'un IS THIS IT ile beraber senenin en iyi rock albumlerinden biri. Eger ki NU METAL ilginizi cekiyorsa, piyasadaki herseyden birkac gomlek ustun bir gaz albumu HYBRID THEORY. Eger ki Endustriyel Rock'in (NIN, Marilyn Manson) altin devrini 1992-1996 seviyorduysaniz, en azindan In the End sarkisinin ihtisami icin alinmaya deger. Grunge'in altin devrini seviyorsaniz Crawling icin alinmaya deger. Herkes icin en az bir tane muhtesem bir sarki var bu albumde, kesinlikle edinin. Devir Linkin Park devri...
...Bağlı oldukları Warner Music Group ile maddi konularda yaşadıkları anlaşmazlıklar sebebiyle can sıkıcı bi dönem geçiren LİNKİN PARK nihayetinde huzura kavuştu. Plak şirketiyle uzlaşmaya varan grup böylelikle geçtiğimiz yıl verdikleri sözü tutacak ve 2006'da yeni bir albümle fanların karşısına çıkacak. LİNKİN PARK dünya çapında 10 milyonu aşkın bir satış rakamı yakalayan 2003 tarihli "METEORA" yı izleyecek bir yeni albüm üzerinde çalışmakya şu sıralar. Solo projesi FORT MİNOR ile ses getiren MİKE SHİNODA , LİNKİN PARK'ın sıradaki albümüyle rap/metal ya da (YENİ) metal olarak yorumlanan türden kopmayı hedeflediğini söylüyor. Grubun fanları is bu yıl çifte heyecan yaşayacaklar zira yeni LİNKİN PARK albümümnün yanı sıra vokalist CHESTER BENNİNGTON 'ın ilk solo albümü de 2006'da piyasada olacak. Yılın ilk aylarında çıkacağı iddia edilen solo albümün sound'unu "90'lar rock'ını aldık 80'ler popuyla , yani DEPECHE MODE , THE CURE ve BAUHAUS gibilerle harmanladık" diyen BENİNGTON grup arkadaşı MİKE SHİNODA 'nın aksine karanlık ve rock sound'lu bir soloyla gelecek.
________________________
Finsternis
Karanlık, ne yutan, ne yutulandır.
Ne de korkunun izdüşümüdür.
Huzuru içinde barındırır ve dengesini sessizlikte kurar.
Karanlıktan korkmak,
Onu bilmemekten ileri gelir.
Karanlık ne ışıktan korkar ne de kendi varlığından..
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
19.05.2006, 13:25
#6
Passenger
Haber Editörü
Kayıt Tarihi: 09-01-2006
YaÅŸ: 17
Mesajlar: 9253
Takımı: Fenerbahçe
Cevap: Biyografiler
Evanescence
Grup Üyeleri
Mevcut Üyeler
Amy Lee - Vokal ve piyano
John LeCompt - Gitar
Rocky Gray - Bateri
William Boyd - Bas Gitar
Terry Balsamo - Gitar
Eski Üyeler
Ben Moody - Gitar (Grubun kurucularından; Ekim 2003'de ayrıldı.)
David Hodges - Klavye (Aralık 2002'de ayrıldı.)
Amy Lynn Lee, (13 Aralık, 1981) Riverside, California doğumlu ABD 'li vokalist ve besteci.
Ben Moody ile birlikte Evanescence adlı müzik grubunu kurmuştur..
Evanescence:
Daredevil'i izlediyseniz, Electra kum torbalarını lime lime ederken çalan parçayı mutlaka hatırlıyorsunuzdur. Parçanın ismi "Bring Me To Life"ve grubun ismi Evanescence. İlgiyi kesinlikle hak ediyorlar.
Evanescence 'duman gibi yok olmak' anlamına geliyor. Vokalde Amy Lee, gitarlarda Ben Moody'den oluşan grup ilk albümü "Fallen"'ı yayınladı. Peki o gerçekten ilk albümleri miydi? "Nasıl yani?" konusuna az sonra geçeceğiz.
Arkansaslı grup, Amy'nin inanılmaz sesi ile diğer nu-metal gruplarından ayrılıyor. Amy'ye göre grubun sırrı müziklerinin epik, dramatik ve karanlık olması. Belki de Amy'nin ta kendisi.
Grubu kuran Amy ve Ben, çocukken yaz kampında tanışmışlar. Amy piyanoyla Meat Loaf'ın "I'd Do Anything For Love"ını çalarak oyalanıyormuş, Meat Loaf hayranı olan Ben hemen gidip tanışmış ve grup kurmaya o gün karar vermişler. Kendi çabaları ile yayınladıkları, cd yazıcı ile çoğalttıkları ilk EP'leri ile yerel olarak oldukça tanınmışlar. O albümü bugün 'komik' olarak nitelendiriyorlar. Arkasından ikinci EP "Whisper" ve 2000 yılında ilk albüm "Origin" gelmiş. Ancak kendilerine özel bir sebepten dolayı, bu albümü hiç yayınlanmamış saymak istiyorlarmış. Bu sebeple Amazon gibi yayınlarda ve resmi sitelerinde "Fallen", ilk albüm olarak görünmektedir.
Ancak entrikalar bununla bitmiyor. Grubun 600.000 satıp Billboard ilk 10'a giren albümü; Christian-Rock kitlesi tarafından çok sevilip başarı grafiği hızla yükselince, bu kitleye hitap eden müzik marketlerden toplatılmış. Amerika'da Hristiyan Rock şeklinde bir olgu var. Dini temalar içeren gruplar yoğun ilgi topluyor. Sadece bu türe endekslenmiş plak dükkanları, radyolar ve festivaller var, ancak grup üyeleri kendilerini sadece gotik olarak adlandırmayı arzu etmedikleri gibi yalnız bu kitle için müzik yapıyor durumuna da gelmek istemiyorlar. Bu yüzden albümlerini bu tür dükkanlardan toplatma kararı almışlar.
İlk zamanlarında diğer müzisyenlere para ödeyemedikleri için iki kişi olan kadro zamanla böyle oturmuş. Şimdi ise en iyisinin böyle olacağını düşündükleri için iki kişi devam ediyorlar. Canlı performanslarda onlara genellikle gitarda John LeCompt ile davulda Rocky Gray'den oluşan destek ünitesi eşlik ediyor.
Albümün ilk single çalışması "Bring Me To Life"'da, aynı plak firmasına bağlı 12 Stones grubunun solisti Paul McCoy ile çalışmışlar. Bu şarkı için yapılan "duygusal rollercoaster" yakıştırması gerçekten oldukça yerinde bir tabir. Albüm, bu şarkının dışında "Tourniquet", "Haunted", "Whisper" gibi çok güçlü şarkılar içeriyor. Hepsinin ortak noktası da aşk ve çaresizlik hakkında karanlık şarkılar olmaları.
Evanescence, piyasadaki diğer nu-metal ya da goth gruplarından çok daha farklı:
"Öfke dolu gençlerin hazırladıkları, önceden paketlenerek satışa sunulmuş gibi duran çok fazla albüm var piyasada. Biz böyle değiliz. Bir görüntüyü satmaya çalışmıyoruz, sadece kalbimizdekileri yazıyoruz."
________________________
Finsternis
Karanlık, ne yutan, ne yutulandır.
Ne de korkunun izdüşümüdür.
Huzuru içinde barındırır ve dengesini sessizlikte kurar.
Karanlıktan korkmak,
Onu bilmemekten ileri gelir.
Karanlık ne ışıktan korkar ne de kendi varlığından..
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
19.05.2006, 13:26
#7
Passenger
Haber Editörü
Kayıt Tarihi: 09-01-2006
YaÅŸ: 17
Mesajlar: 9253
Takımı: Fenerbahçe
Cevap: Biyografiler
system of a down(soad)
System of a Down, 1993 yılında Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'nde kurulmuş bir alternatif metal müzik grubudur.
Grup üyelerinden Serj Tankian'ın, Daron Malakian ile stüdyo kaydı sırasında tanışmasıyla birlikte grubun temelleri atılmıştır. System of a Down, müziğinde Ermeni kültürü ile metal müziği birleştirerek oldukça güzel eserler sunmuştur. Ayrıca Toxicity adlı albümlerinde, Onno Tunç'un kardeşi Arto Tunçboyacıyan ile birlikte çalışmışlar ve albümün son şarkısı olan Aerials'tan sonra gizli parça olarak Arto adlı müziği eklemişlerdir. Sonradan, Serj Tankian ile Arto Tunçboyacıyan SerArt adında, Ermeni öğeleri içeren bir albüm yayınlamışlardır.
Grup Üyeleri
Serj Tankian - vokal, keyboard
Daron Malakian - vokal, gitar
Shavo Odadjian - bass gitar
John Dolmayan - davul
Albümleri
System of a Down (1998)
Toxicity (2001)
Steal This Album! (2002)
Mezmerize (2005)
Hypnotize (2005)
System Of A Down :
Alternatif ve rock müzik dünyasının Los Angeleslı ilginç grubu System Of A Down, Mezmerize adıyla 6 ay önce yayınladığı albümlerinin, Hypnotize olarak adlandırılan 2. bölümü ile karşımızda. Albümün ilk singleı albüm ile aynı adı taşıyor. System of a Down, bu iki albüm için yazdığı toplam 30 parçayı, Rick Rubin prodüktörlüğünde, Laurel Canyon Stüdyolarında, Haziran-Kasım 2004 tarihlerinde kaydetmişti.
Üretkenliğinin doruğunda olan grubun 5. stüdyo albümü olan Hypnotize, 12 yepyeni şarkı içeriyor. Tıpkı ilkinde olduğu albümün kapak tasarımı, grubun solisti/gitaristi olan Daronun babası Varlan Malakian tarafından yapıldı. Hypnotizeın kapanışını yapan Soldier Side, serinin ilk albümü Mezmerizeın açılış intoru olan Soldier Side Intronun devamı olarak bu albümdeki yerini alıyor. Bu albümdeki şarkılar da karanlık, diğerlerinden daha karışık, daha agresif, ironik ve çok daha deneysel. Konular ise; ilişkiler, ölüm ve yaşamın gizemi hakkında.
Gitar ve vokalde Daron Malakian, vokal ve keyboardda Serj Tankian, bassta Shavo Odadjian ve davulda John Dolmayandan oluşan 4lü 1995 yılında kuruldu. The Smiths, Depeche Mode, Slayer ve Beatles gibi gruplardan etkilenen System Of A Dawn, kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini 1998 yılında yayınladı ve bu albümle dünya çapında 1 milyonluk bir satışa ulaştı. Bu albümde yeralan Sugar isimli şarkıları, Amerikadaki rock radyolarında en çok çalınan şarkılar arasına girdi. Son albümleri Toxicitynin kayıtlarına kadar geçen süre içinde Slayer, Metallica, Incubus ve Limp Bizkit ile tura çıkan grup, Ozzfest festivallerinde de sahneye aldı. Grubu Mezmerizedan önce Steal This Album, ile dinlemiştik
________________________
Finsternis
Karanlık, ne yutan, ne yutulandır.
Ne de korkunun izdüşümüdür.
Huzuru içinde barındırır ve dengesini sessizlikte kurar.
Karanlıktan korkmak,
Onu bilmemekten ileri gelir.
Karanlık ne ışıktan korkar ne de kendi varlığından..
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
19.05.2006, 13:27
#8
Passenger
Haber Editörü
Kayıt Tarihi: 09-01-2006
YaÅŸ: 17
Mesajlar: 9253
Takımı: Fenerbahçe
Cevap: Biyografiler
KoRN
KoRN:
1992de L.A.P.D ve Sex-Art ın birleşmesi sonucu oluşan KoRn, HipHop Rap ile Progressive Rock-Metal müziğini harmanlayarak Numetal tarzını yaratırlar.Bu yeni müzik akımı o kadar çok tuttu ki , kendilerini KoRn un çocukları olarak gören bir sürü alt gurup çıktı.
Bunların bir çoğunda KoRn un simgesi olan K ve R harfeleri yer almaktaydı.(bknz Slipknot , Limp bizkit , Linkin Park) Türevlerinden KoRn u ayıran en belirgin özellik müzik tonlarının oldukça koyu daha doğrusu ölü gibi olmalarıydı - tıpkı Black Sabbath gibi.KoRn sıradışıydı , KoRn alışılmamıştı onlar verdikleri mesajlarla bir çok hayranı olan ve bir o kadar aile tarafından da sevilmeyen bir guruptular.
Gurubumuz 1994 te ilk albümleri KoRn u piyasaya sürer . Çok sert ve bir o kadarda insanları kışkırtan nefret dalgaları yayan bu albüm , genel olarak çok tutulmadı.Buna rağmen Blind gibi hitler KoRn un kendine has bir hayran kitlesi yaratmasına yetti.
96 da Life is Peach debutunu çıkartan gurubun hit şarkısı A.D.i.D.A.S (All Day I Dream About Sex) ti.Bu şarkı hakkında bir çok olumsuz eleştiri vardı örneğin sponsorlarına yalakalık yapma amacıyla yapılmış olması gibi , neyse biz işin politik kısmıyla ilgilenmiyoruz.Sonuçta A.D.i.D.A.S o kadar çok popüler oldu ki KoRn bu şarkıya üç remix ten oluşan bi single albüm yapma gereği duydu.
İki yıl aradan sonra 3.debut albümleri olan Follow The Leader i çıkaran guruba bu albümde Ice Cube ve Fred Durst te eşlik etmişti.Sonuç olarak bu albüm haftalarca Listbox larda 1numarada kalır.Dahası Freak On a Leash videoları MTV nin üç GRAMMY si ile ödüllendirilir ve gurup tavan yapar.Onlar artık dünya çapında milyonlarca hayranı olan bir markaydılar ve bir marka olmanın gereklerini sonuna kadar kullandılar 98 sonlarında kendi festival organizasyonlarını kurdular.Bu festivalin adı Famil Values (Aile Değerleri) adını aldı.Ayrıca Elementree adında kendi müzik şirketlerini kurdular.Follow The Leader hakkında söylenmesi gereken çok önemli bir şey daha var oda kanser hastası olan bi çoçuğun son dileğinin KoRn elemanlarıyla bir-iki dakikalık görüşme isteği.Buluşma saatler sürer ve JUSTiN ortaya çıkar.
96 da Life is Peach debutunu çıkartan gurubun hit şarkısı A.D.i.D.A.S (All Day I Dream About Sex) ti.Bu şarkı hakkında bir çok olumsuz eleştiri vardı örneğin sponsorlarına yalakalık yapma amacıyla yapılmış olması gibi , neyse biz işin politik kısmıyla ilgilenmiyoruz.Sonuçta A.D.i.D.A.S o kadar çok popüler oldu ki KoRn bu şarkıya üç remix ten oluşan bi single albüm yapma gereği duydu.
İki yıl aradan sonra 3.debut albümleri olan Follow The Leader i çıkaran guruba bu albümde Ice Cube ve Fred Durst te eşlik etmişti.Sonuç olarak bu albüm haftalarca Listbox larda 1numarada kalır.Dahası Freak On a Leash videoları MTV nin üç GRAMMY si ile ödüllendirilir ve gurup tavan yapar.Onlar artık dünya çapında milyonlarca hayranı olan bir markaydılar ve bir marka olmanın gereklerini sonuna kadar kullandılar 98 sonlarında kendi festival organizasyonlarını kurdular.Bu festivalin adı Famil Values (Aile Değerleri) adını aldı.Ayrıca Elementree adında kendi müzik şirketlerini kurdular.Follow The Leader hakkında söylenmesi gereken çok önemli bir şey daha var oda kanser hastası olan bi çoçuğun son dileğinin KoRn elemanlarıyla bir-iki dakikalık görüşme isteği.Buluşma saatler sürer ve JUSTiN ortaya çıkar.
2002 ve Untouchables ile KoRn beşinci kez karşımızda.Bu albüm her nekadar melodram bir sound a sahip olsada yinede KoRn un kendine has nefret anlayışının bir yansımasıydı.Son albümde de değişim devam etti.
.Daha sonra ise KoRn Tomb Raider Soundtrack i Grammy adayı süpe şarkısı did my time ile süper bir dönüş yaptı.Ardından Right Now ve Everything I ve Known single ları albümün diğer gözdeleri oldular.Albümde KoRn'un şimdiye kadarki en ağır parçası Break Some off yoğun ilgi gördü KoRn fanlarından..2004 yılında ise tüm albümlerinden hit parçaları seçerek bir Greatest HitS yayınladılar.ve 2005 de Head dini sorunlrı öne sürerek gruptan ayrıldı.Şimdilerde ise Brian head Welch siz KoRn birbirine sımsıkı bağlı bir şekilde yollarında ilerlemektedirler...
________________________
Finsternis
Karanlık, ne yutan, ne yutulandır.
Ne de korkunun izdüşümüdür.
Huzuru içinde barındırır ve dengesini sessizlikte kurar.
Karanlıktan korkmak,
Onu bilmemekten ileri gelir.
Karanlık ne ışıktan korkar ne de kendi varlığından..
Åžikayet
|
Alıntı Yaparak Cevapla
19.05.2006, 13:28
#9