• xxxxxxxxxxxxxxxx
    Kayitli Üye




    Kayıt: 03-07-2005
    Yaş: 102
    Mesajlar: 1989
    • Konya ilinin (yunanca: Ikonion ( Ἰκόνιον ), latince: Iconium) merkezi olan şehirdir. 39.000 km2 Orta Anadolu yaylası üzerinde Ankara, Niğde, Aksaray, İçel, Antalya, Isparta, Afyon, Eskişehir ve Karaman ile komşu olan Konya, 36o 22' ve 39o 08' kuzey paralelleri ile 31o 14' ve 34o 05' doğu meridyenleri arasında yer alır. Trafik numarası 42'dir. 1975'te kurulan Konya Belediyesi, 1984'te çıkarılan 3030 sayılı yasa gereğince "Büyükşehir" statüsüne kavuşmuş olup 1989'dan beri belediye hizmetleri bu statüye göre yürütülmektedir.
      Konya ilinin nüfusu, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı kesin sonuçlarına göre 2.192.166 kişidir. 200o yılı sayımına göre Konya, İstanbul, Ankara ve İzmir'den sonra en fazla nüfusa sahip 4. ildir. Nüfusun 1.294.817 kişisi şehirlerde yaşarken, 897.349 kişisi bucak ve köylerde yaşamaktadır. Şehirde yaşayanların oranı %59, köyde yaşayanların oranı %41'dir. Yine aynı nüfus sayımı sonucuna göre, il merkezi nüfusu 742.690, ilin nüfus yoğunluğu ise km2 başına 57 kişidir.
      Konya'nın 3'ü metropol olmak üzere toplam 31 ilçesi vardır.
      Metropol ilçeleri Selçuklu, Karatay ve Meram'dır.

      Alaaddin Tepesi:)

      Son güncelleme 10.03.2007, 20:45 tarihinde BewarE tarafından yapıldı.
  • Reklam
  •  
  • xxxxxxxxxxxxxxxx
    Kayitli Üye




    Kayıt: 03-07-2005
    Yaş: 102
    Mesajlar: 1989
    • KONYA'NIN TARİHİ
      Konya'da ve çevresinde yerleşik düzen Prehistorik (Tarih Öncesi) çağdan başlar. Bu çağ içinde Neolitik - Kalkolitik - Erken Bronz Çağ kültürlerini görülür. Bu çağın iskan yeri olan Höyükler, Konya il sınırları içindedir. Neolitik Devreye (MÖ. 7000-5500) ait buluntular, Çatalhöyük'teki arkeolojik kazılarda meydana çıkmıştır. Anadolu'da Hitit egemenliğine son veren Freygler Trakya'dan Anadolu'ya göç etmiş kavimlerdir. Alaeddin Tepesi ve Karapınar, Gıcıkışla, Sızma'dan elde edilen buluntular MÖ VII. yüzyıla aittir. Frygyalılardan sonra Konya (Kavania) Lidyalılar ve İskender'in istilasına uğramıştır. Daha sonraları Anadolu'da Roma hakimiyeti sağlanınca Konya İkonium olarak varlığını korumuştur. (MÖ 25.) Antalya'dan Anadolu'ya çıkan Hristiyan azizlerden St. Paul Antiochia (Yalvac'a) sonra İkonium'a (Konya'ya) gelmiştir. Bu devirde Hatunsaray Lystra-Derbe ve Leodica (Ladik Halıcı) ve Sille önemli Bizans yerleşim yeridir. İslamiyetin Anadolu'da yayılması ile Bizans'a (yani İstanbul'a) Arap akınları başlamıştır. Emeviler, Abbasiler, Konya üzerinde akınlar yapmışlardır. 1071 tarihindeki Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra Anadolu'nun büyük bir kısmı ile beraber Konya'da, Selçuklular tarafından Bizanslıların elinden alınmıştır. Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şah 1076 tarihinde Konya'yı başşehir yapmıştır. 1080 tarihinde başkent İznik'e nakledilmiştir. Kılıç Aslan I. 1097 tarihinde başşehri Konya'ya taşımıştır. Konya 1097 tarihinden 1277 tarihine kadar aralıksız Anadolu Selçuklularının başşehri olmuştur. Konya 1277 tarihinde Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından zaptedilerek Karamanoğulları devletinin egemenliğine geçmiştir. Osmanlı Padişahlarından Murad II. 1442 tarihinde Konya'yı zaptederek Karamanlı hakimiyetine son vermiştir. Osmanlı sultanlarından Yavuz Sultan Selim, Mısır ve İran seferleri sırasında Konya'da konaklamıştır. Kanuni Sultan Süleyman İran, Murad IV ise Bağdat seferi sırasında Konya'da kalmışlardır.
  • xxxxxxxxxxxxxxxx
    Kayitli Üye




    Kayıt: 03-07-2005
    Yaş: 102
    Mesajlar: 1989
    • TARİHİ TURİSTİK YERLER

      Mevlana müzesi :Bu gün müze olarak kullanılmakta olan Mevlana Dergahının yeri, Selçuklu Sarayının gül bahçesi iken bahçe, Sultan Alaadin Keykubat tarafından Mevlana'nın babası Sultanü'l Ulema Bahaeddin Veled'e hediye edilmiştir. Sultanü'l Ulema 12 ocak 1231 yılında vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesinde yapılan ilk defindir. Sultan'ül Ulema'nın ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlana'ya müracaat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlana "Gök Kubbe'den daha iyi türbe mi olur? Diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlânâ'nın oğlu Sultan Veled mevlana'nın mezarının üstünde türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. "Kubbe-i Hadra" Yeşil Türbe denilen türbe dört fil ayağı (Kalın sutun) üzerine 130.000 Selçuki Dirhemine mimar Tebrizli Bedreddin'e yaptırılmıştır. Bu tarihtensonra inşaat faaliyetleri hiç bitmemiş, 19.y.y. ın sonuna kadar devametmiştir. Mevlevi Dergahı ve türbe 1926 yılında "Konya Asar-ı Atıka Müzesi" adı altında müze olarak hizme başlamıştır 1954 yılında ise müzenin teşhir tanzimi yeniden elden geçilmiş ve müzeni adı "Mevlana Müzesi olarak değiştirilmiştir. Müze alanı bahçesi ile birlikte 65000 m2. İken, yeni istimlak edilerek Gül bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m2. ye ulaşmıştır. Müzenin avlusuna "Dervişan Kapısı" ndan girilir. Avlunun Kuzey ve Batı yönü boyunca Derviş hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, Matbah ve Hürrem Paşa Türbesinden sonra, Üçler Mezarlığına açılan Hamuşun (Susmuşlar) kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa Türbeleri yanında Semâhâne ve Mescit bölümleri ile Mevlana ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır. Avluya Yavuz Sultan Selim'in 1512 yılında yaptırdığı üzeri kapalı Şadırvan ile Şeb-i Aruz (Düğün Gecesi) havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeşme, ayrı bir renk katmaktadır.

      Çatal Höyük :Çatalhöyük, Konya'nın Çumra İlçesi sınırlarında olup, İlçenin 10 km. doğusunda yer almaktadır. Höyük, farklı yükseklikte iki tepe düzü olan bir tepe şeklindedir. Bu iki yükseltisi nedeniyle çatal sıfatını almıştır. Çatalhöyük 1958 yılında J.Mellart tarafından keşfedilmiştir, 1961-1963 ve 1965 yıllarında kazısı yapılmıştır. Yüksek tepeni batı yamacında yapılan çalışmalar neticesinde 13 yapı katı açığa çıkartılmıştır. En erken yerleşim katı (1) ise M.Ö. 5500 yıllarında tarihlenmektedir. Stil Kritik yolu ile yapılan bu tarihleme, C14 metodu ile de doğrulanmıştır. İlk Yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bir merkezdir. Yapılarda kullanılan malzeme kerpiç ağa ve kamıştır.Çatalhöyük'te 1996 yılına kadar kazılar yapılmamış bu yıldan itaberen üç yıldır İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılar devam etmektedir. Bulunan kazı eserleri ise Konya Arkeoloji Müzesine teslim edilerek bir kısmı teşhir edilmekte diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

      Atatürk Müzesi: 1912 yılında yapılan ev, 1928'de Konya'lılar tarafından Atatürk'e hediye edilmiştir. 1964 yılında müze olarak açılmıştır. İçinde Atatürk'e ait elbiseler, eşyalar, fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir. Arkeoloji Müzesi: 1962 yılında ziyarete açılmıştır. Neolithik - Erken Bronz, Hitit, Frig, Grek, Roma ve Bizans devrine ait eserler teşhir edilmektedir. Çatalhüyük, Canhasan, Erbaba, Sızma, Karahüyük, Alaaddin Tepesi'ndeki kazılardan çıkan eserler sergilenmektedir.

      Karatay medresesi, Akşehir Müzesi, Etnografya müzesi, İnce Minare Müzesi, Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi, Ereğli Müzesi, İvriz Kaya Anıtı, Sille, Sille Aya Elena Klisesi, Eflatunpınar Hitit Anıtı, Kilistra Antik Kenti, Karahöyük, Yerköprü Mağarası, Büyük Düden Mağarası, Sultan Hamamı, Alaeddin Camii, İplikçi Camii, Sahip Ata Camii veKülliyesi, Tavusbaba Tübesi...
  • xxxxxxxxxxxxxxxx
    Kayitli Üye




    Kayıt: 03-07-2005
    Yaş: 102
    Mesajlar: 1989
    • KONYADA'Kİ SANAYİ TESİSLERİ

      Gıda sanayi 101 Orman ürünleri 9 Kağıt ve kağıt ürünleri 11 Tekstil giyim deri sanayi 5 Kimya lastik plastik ürünleri san. 34 Taş ve toprağa dayalı san. 27 Metal eşya 26 Ziraat alet ve makine 54 Otomotiv yan san. 47 Demir ve çelik diğer metal san. 21 TOPLAM 330

      Ekilen başlıca tarla ürünleri ve istihsal 1999

      İlin Yüzölçümü 38.257 km2 Tarıma elverişli araziler 2.659.890 Ha Sulanan arazi 374.260 Ha Sulanması planlanan arazi Kop 586.807 Ha projesi

      Ürün adı Üretim(ton) Buğday 1.489.261 Arpa 1.071.833 Şeker pancarı 2.786.019 Nohut 52.571 Kuru fasülye 25.311




      KONYA İLİ İLK VE ORTA DERECELİ OKULLAR DAĞILIMI

      Öğrenci Sayısı Okul Öncesi Eğitim* 5.363, İlköğretim Okulu 297.495, Genel Liseler 142.801, Meslek Liseleri 19.224, Çıraklık Eğitim Merkezi 10.539, Halk Eğitim Merkezi 21.642, TOPLAM 397.06,


      SELÇUK ÜNİVERSİTESİ: Selçuk Üniversitesi 1975 yılında kurulmuştur. Üniversite 16 Fakülte, 1 Devlet Konservatuvarı, 1 Yabancı Diller Yüksekokulu, 2 Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, 3 Sağlık Yüksekokulu, 25 Meslek Yüksekokulu, 4 Enstitü, 13 Araştırma ve Uygulama Merkezi Barındırmaktadır. Yaklaşık 60.000 öğrencisi vardır.
  • bart_
    Kapali Hesap




    Kayıt: 03-03-2005
    Yaş: 27
    Mesajlar: 2717
    • Mevlana Müzesi





      Bugün müze olarak kullanilmakta olan Mevlâna Dergâhi'nin yeri, Selçuklu Sarayi'nin Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafindan Mevlâna'nin babasi Sultânü'l-Ulemâ Bâhaeddin Veled'e hediye edilmistir.
      Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmistir. Bu defin gül bahçesine yapilan ilk defindir.
      Sultânü'l-Ulemâ'nin ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna'ya müracat ederek babasinin mezarinin üzerine bir türbe yaptirmak istediklerini söylemislerse de Mevlâna "Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur" diyerek bu istegi reddetmistir. Ancak kendisi 17 Aralik 1273 yilinda vefat edince Mevlâna'nin oglu Sultan Veled Mevlâna'nin mezari üzerine türbe yaptirmak isteyenlerin isteklerini kabul etmistir. "Kubbe-i Hadra" (Yesil Kubbe) denilen türbe dört fil ayagi (kalin sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin'e yaptirilmistir. Bu tarihten sonra insaî faaliyetler hiç bitmemis 19. yüzyilin sonuna kadar parçalar halinde devam etmistir.
      Mevlevî Dergâhi ve Türbe 1926 yilinda "Konya Âsâr-i Âtîka Müzesi" adi altinda müze olarak hizmete baslamistir.1954 yilinda ise müzenin teshir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmis ve müzenin adi "Mevlâna Müzesi" olarak degistirilmistir.
      Müze alani bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²'ye ulasmistir.
      Müzenin avlusuna "Dervîsân Kapisi" ndan girilir. Avlunun kuzey ve bati yönü boyunca dervis hücreleri yer almaktadir. Güney yönü, Matbah ve Hürrem Pasa Türbesi'nden sonra, Üçler Mezarligi'na açilan Hâmûsân (Susmuslar) kapisi ile son bulur. Avlunun dogusunda ise Sinan Pasa, Fatma Hatun ve Hasan Pasa türbeleri yaninda semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarinin da içerisinde bulundugu ana bina yer alir.
      Avluya Yavuz Sultan Selim'in 1512 yilinda yaptirdigi üzeri kapali sadirvan ile "Seb-i Arûs" havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adi verilen çesme, ayri bir renk katmaktadir.


      Tilavet Odası

      Tilâvet Arapça bir kelime olup,Kur'an-i Kerim'i güzel sesle ve usulüne uygun olarak okuma anlamina gelir.Geçmiste bu oda da Kur'an-i Kerim okunuldugu için buraya tilâvet odasi denmistir. Halen Hat Dairesi olarak kullanilmaktadir.
      Hat Dairesi'nde Mahmud Celaleddin, Mustafa Rakim, Hulusi, Yesarizâde gibi devirlerinin meshur hattatlarinin levhalari yaninda, Sultan II. Mahmud'un yazdigi altin kabartma bir levha da yer almaktadir. Gümüs kapi üzerinde teshir edilmekte olan Yesarizâde Mustafa Izzet Efendi'nin hatti ile yazilmis olan Molla Cami'ye ait Farsça beyitte söyle denilmektedir.
      * Kabetü'l-ussâk bâsed in mekam
      Her ki nakis amed incâ sod temam
      (Bu makam asiklarin kâbesi oldu.Buraya noksan gelen tamamlanir)
      Huzûr-i Pîr (Türbe)
      Türbe salonuna Sokullu Mehmet Pasa'nin oglu Hasan Pasa'nin 1599 yilinda yaptirdigi gümüs kapidan girilir. Burada bulunan iki vitrin içerisinde Mevlâna'nin meshur eserlerinden Mesnevi'nin, Divân-i Kebir'in en eski nüshalari sergilenmektedir. Türbe salonunu üç küçük kubbe örter. Üçüncü kubbeye post kubbesi de denilir ve yesil kubbeye kuzey yönünden bitisiktir.
      Türbe salonu doguda, güneyde ve kuzeyde yüksekçe bir set ile çevrilir. Kuzeyde iki parça halinde yer alan yüksek setlerde 6 Horasan erinin sandukalari yer almaktadir. Horasan erlerinin hemen ayak ucunda ise Ilhanli Hükümdari Ebû Said Bahadir Han için yapilmis nisan tasi sergilenmektedir.
      Yine burada yer alan iki levha, Mevlâna'nin felsefesini ve düsünce sistemini açiklamasi açisindan mühimdir. 1. levha Türkçedir ve söyledir;

      * "Ya oldugun gibi görün
      Ya göründügün gibi ol"
      Hz. Mevlâna



      Ikinci levha ise Mevlana'nin Farsça bir rubaisidir. Rubainin Türkçe çevirisi söyledir;

      * "Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
      Ister kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel!
      Bizim dergâhimiz ümitsizlik dergâhi degildir.
      Yüz kerre tövbeni bozmus olsan da yine gel!"
      Hz. Mevlâna



      Türbe salonunu doguda ve güneyde çevreleyen yüksekçe set üzerinde ise Mevlâna ve babasi Bahaeddin Veled'in soyundan gelme, 10'u hanimlara ait olmak üzere 55 adet mezar ile, Hüsameddin Çelebi, Selâhaddin Zerkûbî ve Seyh Kerimüddin gibi mevlevîlikte makam sahibi olmus 10 kisiye ait toplam 65 mezar bulunmaktadir. Hanimlara ait mezarlarin üzerinde yer alan sandukalara sikke konulmamistir.
      Yesil Kubbenin tam altinda Mevlâna'nin ve oglu Sultan Veled'in mezarlari yer almaktadir. Mezarlarin üzerindeki iki bombeli mermer sandukayi 1565 yilinda Kanunî Sultan Süleyman yaptirmistir. Sandukalarin üzerinde yer alan altin sirma tellerle islenilmis Pûsîde ise Sultan Abdülhamid II. tarafindan 1894 yilinda yaptirilmistir.
      Halen Mevlâna'nin babasi Bahaeddin Veled'in mezari üzerinde bulunan ve bazi kisilerin "oglu gelince babasi ayaga kalkmis" dedikleri ahsap sanduka ise, bir Selçuklu saheseri olup, 1274 yilinda Mevlâna için yaptirilmistir. Kanunî, Mevlana ve oglu Sultan Veled'in mezarlari üzerine 1565 yilinda yeni bir mermer sanduka yaptirinca, ahsap sanduka buradan kaldirilmis ve sandukasi olmayan Mevlâna'nin babasinin mezarinin üzerine konulmustur.
      Semâ-hâne
      Semâhâne bölümü, Mescid bölümü ile birlikte XVI. yy. da Kanunî Sultan Süleyman tarafindan yaptirilmistir. Semâhâne'de semâ, 1926 yilinda Dergâh müze oluncaya kadar devam etmistir. Semâhâne'de yer alan naat kürsüsü ve müzisyenlerin oturduklari mutrib hücresi ile erkekler ve hanimlara ait mahfiller orijinal halleri ile korunurken, Semâhâne'nin uygun duvarlarinda tarihi halilar ve yine vitrinler içerisinde madeni ve ahsap eserlerle Mevlevî musiki aletleri sergilenmektedir.


      Mescid

      Mescide çerag kapisindan girilir. Ayrica mezarlarin bulundugu huzûr- pîr ve Semâhâne bölümlerinden de birer küçük kapi ile geçisler vardir. Bu bölümde müezzin mahfili ve Mesnevîhân kürsüsü orjinal halleriyle muhafaza edilmektedir.
      Mescidin güney duvari üzerinde çok degerli hali ve ahsap kapi numuneleri sergilenirken, Mescid içerisine serpistirilen 10 adet vitrinde de çok degerli cilt, hat ve tezhip numuneleri sergilenmektedir.
      Hali Kumas Bölümü - Dervis Hücreleri
      Mevlâna Dergâhinin ön avlusunun bati ve kuzey yönünü çevreleyen, her birinde birer küçük kubbe ve baca bulunan 17 hücre bulunmaktadir. Bu hücreler Padisah III. Murat tarafindan 1584 yilinda dervislerin ikameti için yaptirilmistir.
      Bu hücrelerden giris kapisinin saginda kalan dört hücre, halen gise ve idare binasi olarak kullanilmaktadir. Girisin solunda kalan 13 hücrenin bastan iki tanesi postnisîn ve Mesnevîhân hücresi olarak, orjinal esyalari ile teshir edilmistir.
      En sondaki iki hücre ise degerli kitap koleksiyonlarini müzemize hediye eden Rahmetli Abdülbakî Gölpinarli ile Dr. Mehmet Önder'in kitaplarina tahsis edilmistir. Halen kütüphane olarak hizmet vermektedir.
      Diger 9 hücrenin ara duvarlari kaldirilarak birbirine bagli iki büyük koridor elde edilmistir. Bu koridorlardan birinde ülkemizin Kula, Gördes, Usak, Kirsehir gibi yörelerine ait tarihi halilari, diger koridorda ise Konya Iline bagli, Ladik, Karaman, Karapinar, Sille gibi yörelerde dokunmus tarihi halilar sergilenmektedir.
      Bu hücrelerin koridora açilan pencere ve kapi bosluklarina yapilan vitrinlerde ise Mevlevî etnografyasina ait pazarci masasi, mütteka, nefîr gibi Dergâhtan müzeye nakledilen tarihi nitelikteki esyalarla, müze koleksiyonunda yer alan son derece degerli Bursa kumaslari sergilenmektedir.


      Matbah Bölümü

      Matbah müzenin güney bati kösesinde yer alir. 1584 yilinda Sultan III. Murat tarafindan yaptirilmistir. Dergâhin müzeye dönüstürülügü 1926 yilina kadar yemek ihtiyaci burada karsilaniyordu.
      1990 yilinda yapilan onarimlardan sonra bu bölümün teshir ve tanzimi mankenler ile yeniden yapilmistir. Matbahin asil islevi olan yemek pisirme ve somat denilen sofrada yemek yeme adabi mankenlerle anlatilmaya çalisilmistir. Matbahin diger islevlerinden olan Nev-ni-yâz denilen Mevlevî aday adayi saka postu üzerinde otururken, Semâ talim çivisi yaninda ise Semâ Dedesi'nin can tabir edilen Mevlevî dervis adayina semâ talim ettirisi anlatilmaya çalisilmistir.

      Son güncelleme 10.03.2007, 22:26 tarihinde bart_ tarafından yapıldı.

      ________________________
      Lets kick DEMİRÖREN out of football
  • Beirrut
    Kayitli Üye




    Kayıt: 14-07-2005
    Yaş: 28
    Mesajlar: 1167
    Takımı: Beşiktaş JK
    • güzel memleket konya
  • cimboom
    Haber Editörü




    Kayıt: 08-03-2006
    Yaş: 29
    Mesajlar: 3521
    Takımı: Galatasaray AŞ
    • Konya gibisi varmi be:D
      ________________________
      ‎...Ve bunun adida final!
      Yine söyluyorum; Kazanacaksiniz, Kazanmak icin ugrasacaksiniz ama
      netice ne olursa olsun siz benim gönlumde hep kazandiniz
      hep sampiyonsunuz Ve öyle kalacaksiniz; Allah Yardimciniz olsun !!!
      - Fatih Terim!
      Twitter


ANA SAYFA - FIFA - PES-WE - FM-CM - LİG - SPOR - DOSYALAR - FORUM - GALERİ - YARDIM >

Copyright ©2001-2019 SoccerCenter.Net - E-mail: info@soccercenter.net

Barındırma: hosting